26 Mayıs 2012 Cumartesi

Terzisini bekleyen dünya…

Rosa Parks (1913-2005)
Yusuf Nazım
Birgün/16 Mayıs 2012

Aşağılanmaya karşı usta bir yürek


Tarih 1 Aralık 1955 Cuma. Gövdesini, kuru bir sonbahar akşamın serinliğine bırakan kadın derin bir iç çekti. Şehir fuarındaki işyerinden yeni çıkmıştı. Alabama eyaletinin Montgomery şehrinin siyah kökenli sakinlerinden biriydi. Yorgundu ve her zamanki gibi bir an önce evine ulaşmak istiyordu.

İnsanların derisinin rengine göre koltuklarının ayrıldığı otobüs durağa yanaştığında, yorgun bakışlarıyla otobüsün içine süzüldü. Üzerinde taşıdığı günün bütün yorgunluğuyla kendini orta sıradaki koltukların birine bırakıverdi. Mevcut yasalara göre ilk on sıra, derilerinin rengi beyaz olan insanlara aitti. Bir zamanlar bu kıtanın gerçek sahipleri, derisinin rengi kırmızı ve siyah olanlar ise en arka sıralara oturmak zorundaydılar. Orta sıradaki koltukların statüsü ise değişkendi. Buradakiler, ön sıralardaki beyazların koltukları doluncaya kadar siyahların da oturabileceği yerlerdi. Ön sıralarda beyazlara tahsis edilen koltuklar dolduğunda, ya da herhangi bir nedenler şoför uyardığında, buradaki siyahlar koltukları boşaltmak ve beyazlara yer vermek zorundaydılar. Eğer arka sırada yer kalmamışsa da, otobüsten inmeleri gerekiyordu.

Otobüs hareket ettiğinde ön sıralarda bazı koltuklar boştu. Birkaç durak sonra beyazlara ayrılan koltuklar tamamen doldu. 4 beyaz yolcunun ayakta kaldığını gören şoför yerinden kalktı ve orta sıralardaki değişken koltuklarda oturan 4 siyah yolcudan yerlerini boşaltmalarını istedi. Bu uyarıya itaat eden 3 siyahi yolcu ayağa kalkarak arka tarafa geçti. Biraz önce günün bütün yorgunluğuyla kendini koltuğa bırakmış olan Rosa Parks  adlı kadın, hemen her gün karşılaştıkları bu aşağılayıcı tutuma karşı gelerek yerinden kalkmayı reddetti. Önce, şoförle aralarında küçük bir tartışma yaşandı. Ancak, mevcut yasalar beyaz ırktan yanaydı ve egemen olan onlardı. Hemen egemen olan gücün kolluk kuvvetlerine haber verildi. Rosa Parks oradayken tutuklandı.

O gece haber, Montgomery şehrinin derileri kızıl ve siyah sakinleri arasında tez yayıldı. Öfke sesleri kulaktan kulağa büyüdü. Sokaklarda, barlarda, kiliselerde otobüsleri boykot fikri yayıldı. Rosa Parks’ın tutuklanmasından üç gün sonra dünya insan hakları hareketleri tarihine geçecek  “Montgomery Otobüs Boykotu” (Montgomery Bus Boycott) eylemi başladı. Siyahlar tam 382 gün otobüslere binmediler. İşlerine, okullarına yürüyerek gidip geldiler.


Rosa Parks
bir terziydi. Türlü kıyafetler dikerdi insanlara. Elleri farklı bedenlere en güzel giysileri giydirmenin ustasıydı. O eller ki, en güzel kumaşları biçmenin ve dikmenin ustasıydılar. Terzi Rosa’nın elleri kadar yüreği de ustaydı. Onun aşağılanmayı ve hor görülmeyi kabul etmeyen yüreği, Amerikan tarihinin en uzun süreli otobüse binmeme eyleminin fitilini ateşledi…

/*
Terzi Fikri (1938-1985)

Ne yaptıysa, halkı için, halkıyla birlikte yapan eller

“Ben ne yaptımsa halkım için halkımla birlikte yaptım”

Fatsa’nın kötü ceza evi koşullarında 4 mayıs 1985’te hayatını yitiren devrimci belediye başkanı Fikri Sönmez’in sözleridir bu.

Gerçek adı Fikri Sönmez olmakla birlikte hayatının büyük bölümünü terzilikle geçirdiği için halk arasında Terzi Fikri diye anılır.

Terzi Fikri 1979 yılında yapılan belediye seçimlerine Fatsa’dan bağımsız aday olarak katılır. Daha önce o dönemin partileri olan CHP, AP ve MSP ‘ye oy verenlerin de büyük bir bölümünün oyunu alarak belediye başkanlığı seçimini kazanır. Üstelik, diğer tüm partilerin aldığı oyların toplamından daha fazla oy almıştır.

Belediye başkanlığı döneminde Fatsa’da ilk defa olarak doğrudan demokrasi uygulamasına girişir. Bunun için göreve gelir gelmez mahallerde halk komitelerinin kurulmasını sağlar. Köylüsü, işçisi, ırgatı, öğrencisi, öğretmeni, imamı her partiden insanlar bu komitelere üye olurlar. Bu komiteler aracılığıyla halkın istekleri dinlenir, sorunlarına çözümler üretilir. Belediye çalışmaları denetlenir, yansıra içki ve kumar sorunları, kadının evde gördüğü şiddet gibi konular ele alınır. Terzi Fikri, karaborsayı önlemek için halkı stok depolarının önüne toplayarak stok mallarının gerçek değeri ile satılmasını sağlar. Stok edene de malının gerçek değeri ile karşılığı verilirdi. Belediye başkanı olduğu dönemde Fatsa’da kitaplığı olmayan kahvehane bırakmaz.

Halkın doğrudan demokrasi ile kendi kendini yönetmesinin bu güzide örneği şimşekleri üzerine çekmekte gecikmez. Süleyman Demirel’in başbakanlığındaki dönemin egemen güçleri “Komünist Fatsa” yı hedef gösterirler. İlçede suç işlenme oranının iyice azalması, yaratılan huzurlu ortam ile AP, CHP ve MSP ilçe başkanlarının yaptıkları açıklamalar kar etmez. 11 Temmuz 1980'de ilçeye "nokta operasyonu" adı verilen bir askeri operasyon düzenlenir. Maskeli MHP’liler askere yol gösterir, tek tek evleri ve insanları işaret ederler. Halk komitelerinin bilinen unsurları tek tek toplanır. Asker Fatsa’ya girmeden önce ilçede 2 ay içerisinde sadece 3 kişi ölmüşken, asker girdikten sonra 2 ayda tam 91 kişi ölür, 5.000 kişi gözaltına alınır. Tam bir terör havası estirilir. Ülkenin ücra bir köşesindeki halkın doğrudan doğruya kendi kendini yönetme girişimi kanla bastırılır.

Terziler tuhaf insanlar doğrusu. Basmakalıp dünyaların insanları değil onlar. Her bedene uygun elbise giydirmektir en büyük marifetleri. Terzi Fikri, içinde yaşadığı dünyanın bozukluklarına çare olarak dünyaya yeni bir elbise giydirmek hayaliyle Fatsa'dan işe koyuldu. Marifetliydi. Bedenler üzerine en güzel elbiseyi giydirmek konusundaki becerisini Fatsa'ya uygulamaya çalıştı. Yaşasaydı, eminim yapacaktı. Ama olmadı... İzin vermediler. Terzi Fikri'nin Fatsa'da yaktığı ateşi söndürdüler. Söndürdüler ki, o ateş tüm ülkeyi sarmasın diye. O ateş şimdi kalbimizde...

/*
Bu arada, benim de babam terziydi. Köy enstitüsünden bozulma Düziçi İlk öğretmen Okulu'nun terzisi. Terzi Nuri derlerdi adına. Okulun tüm öğretmenleriyle dosttu. Yazar, edebiyatçı, şair arkadaşları vardı. Sevenleri çoktu... 35 yaşında erken ayrıldı aramızdan. Büyüdüğümde öğrendim; meğersem TÖS (Türkiye Öğretmenler Sendikası) üyesiymiş babam. Bize miras kalan o küçük not defterindeki harcamalar listesine baktığımda, hiç şaşmayan bir ödemesi dikkat çekiciydi;
Terzi Nuri (1934-1970)

TÖS aidatı : 30 TL

Aynı defterde, zaman zaman ertelenen ödemeler mevcuttu. Aksamayan tek kalem ise TÖS aidatıydı...

Dedim ya terziler tuhaf insanlar doğrusu. En olmadık bedenlere en güzel giysileri giydirmenin ustaları onlar.

Dünyamız... Bu kadar eğreti, bu kadar kirli, bu kadar çirkin ve bozulmuş... Ona güzel bir elbise giydirmek, belki de bir terzinin usta ellerinin marifeti olacaktır. Kim bilir...

Yüreğimizde sönmeyecek bir ateşin tutuşturucusu o güzel insanı; Terzi Fikri’yi 27. ölüm yıldönümünde sevgi ve saygıyla anıyoruz.

Yusuf Nazım

6 yorum:

  1. sayın blog kullacısı sitenizi beğenerek takip ediyorum, halı yıkama firmalarına makina satışı yapan Halı yıkama makinası olarak çalışmalarınızda başarılar diler, makalelerinizin devamını bekleriz.

    YanıtlaSil
  2. Teşekkürler Semra hanım. Bir de şu reklamı yapmasaydınız ne iyi olurdu.

    YanıtlaSil
  3. En olmadık bedenlere elbise diken insanlara şiddetle ihtiyacımız var son günlerde...teşekkürler kaleminizden akıveren isyana..

    YanıtlaSil
  4. Ellerinde makasları, omuzlarında mezroları ve heybelerinde hayalleriyle yeni dünyanın terzileri bir gün çıkagelecekler!..

    Usta elleriyle dokunup, okşayıp katlayarak kumaşları, eskimiş dünyamıza yeni bir yüz, yeni bir çehre, yeni bir hayat vermek üzere en güzel elbiseyi giydireceklerdir..

    Yeni dünyanın terzilerini bekliyoruz...
    /*
    Kaleme damlıyorsa eğer isyan onu var eden kuvvet içtendir
    Geçmişe değil, yaşayacak olana dairse o duygu yürektendir

    Duygularınızla çok yaşayın
    Saygılar

    YanıtlaSil
  5. o terzi nuri benim dayımın oğlu abim benim. beni ilk kol saatı ile buluşturan insan. ben 14
    01.1970 de babamın acısını yaşarken ,bize destek olmak için ta adanadan gelen eşi yani yengemle birlikte abim gelmişti.çok geçmeden adanadan o nun acı haberini aldık yengemle abim hemen adanaya döndüler bu acıları ben hiç unutmadım .o emekciyi saygıyla anıyorum ışığı bol olsun.

    YanıtlaSil
  6. yusuf abi, bu dünyada yazma konusunda sen yazmasan olmaz dediklerimdensin, kalemine saglik be hocam...iyi ki varsin ya...

    YanıtlaSil

yusuf.nazim1@gmail.com