Yusuf Nazım
T24 | 17 Eylül 2026
Alan Turing, Nazi Almanyası'nın şifrelerini çözerken İngiltere için bir kahramandı. Aynı devlet, üç yıl sonra onun erkekleri sevmesini suç sayacaktı.
Bir devletin kahramanı, kendi ülkesinin sanığı
31 Mart 1952, Knutsford, Cheshire, Kuzey Batı İngiltere.
Kırklı yaşların başında gözüken adam, gözlerini 19. yüzyıl başlarından kalma adliye binasının neoklasik çizgilerinden ayırmadan merdivenlere doğru yürüdü. Cheshire yollarında kilometrelerce koşmaya alışmış atletik bedeni, takım elbisesinin içinde biraz daha uzun ve eğreti görünüyordu. Binanın, mahkeme hiyerarşisini vurgular gibi döşenmiş özgün taş basamaklarını ağır adımlarla çıkarak salona girdi. Diğer mobilyalarla uyumlu, salonun ortasında ayrılmış sanık bölmesine geçti, sandalyeye oturdu... Başını çevirdiğinde, yan tarafta oturan yirmisindeki gençle göz göze geldi. Endişeli bakışlarında, derin bir mahcubiyetin izleri vardı. Önündeki yüksek kürsüde yargıç ve jüri üyeleri bulunuyordu. Biraz arkada ise avukat ve izleyiciler...
Hâkim J. Frazer Harrison, kararını açıklamak üzere ayağa kalktığında, dönemin özgün süslü alçı işçiliğini yansıtan mahkeme salonuna ağır bir sessizlik çöktü.
Mahkeme başkanı, önce delikanlıya dönerek;
“Dört haftalık tutukluluğunu dikkate alarak, 12 ay boyunca iyi hâlli olmak şartıyla serbestsin.” dedi.
Arkasından başını diğerine çevirdi. Hâkim, onun suçunu kabul etmiş olmasını değil, yüzünde ya da sözlerinde görmediğini düşündüğü pişmanlığı tartar gibiydi. Adama “Pişman mısın?” diye sormadı. Belki de cevabını zaten biliyordu. Ya da bildiğini sanıyordu:
“Bir yıl boyunca doktor gözetiminde hormon tedavisi görmeyi kabul ediyor musun?”
Binaya girdiğinde kırkını henüz devirmiş adam, kendini bir anda yirmi yaş birden yaşlanmış hissetti. Üzerindeki koyu renk takım elbisesi ve beyaz gömleği arasına sıkışmış kravatı onu gitgide daha çok boğuyordu. Yaşadığı 41 yıl gözlerinin önünden bir şerit gibi geçti. Ona dayatılan, hadım edilmek gibi bir şeydi. Kabul etmekten başka çaresi yoktu. Yoksa hapse girecekti.
Geriye doğru taranmış saçlarının altında, dar yüzlü çenesini aşağı düşürdü. Bakışlarında, çevresindeki dünyaya değil de sanki sürekli başka bir yerde çalışan bir zihnin dalgınlığı vardı.
“Kabul ediyorum.” dedi.
Hâkim, işini bir an önce bitirmenin telaşındaydı.
“12 aylık denetimli serbestlik veriyorum. Koşul olarak Manchester Royal Infirmary'de hormon tedavisi göreceksin.” diyerek duruşmayı sonlandırdı.
Hapse girmemek için hormon tedavisini kabul eden adama stilbestrol (stilboestrol) adı verilen sentetik bir östrojen hormonu enjekte edilmeye başlandı. Amaç cinsel isteği azaltmaktı. Uygulama bir yıl sürdü. Bugün “kimyasal hadım” olarak adlandırılan bu uygulama, adamın vücudunda ciddi değişikliklere yol açtı.
Bir zamanlar kilometrelerce koşan o uzun ve ince beden, bir yıl sonra artık aynı beden değildi. Göğüsleri büyümüş, kılları dökülmüş, cinsel gücü elinden alınarak hormonlarının dengesi değiştirilmişti. Ona “tedavi” diye verilen şey, eşcinselliğini ortadan kaldırmamış; yalnızca bedenini cezalandırmıştı.
Bütün bunları yorgunluk, depresyon, aşağılanma hissi ve zihinsel çöküş izledi. Cinsel kimliğine karşı, İngiliz devleti ve ahlak sisteminin giriştiği aşağılamaya daha fazla dayanamadı. Bir yıl sonra, 7 Haziran 1954'te Wilmslow'daki 43 Adlington Road adresindeki evinde siyanürle intihar etti.
Enigma'yı çözen dahi: Turing
İngiliz devletinin cinsel kimliği nedeniyle suçlu ilan ettiği ve ölümünden yalnızca iki yıl önce kimyasal hadım uygulamasına mahkûm ettiği kişinin adı Alan Turing'di.
O, Nazi Almanyası'nın Enigma şifrelerinin kırılmasında kritik rol oynayan, modern bilgisayar biliminin önünü açan dahi bir matematikçiydi. Yapay zekâ tartışmalarının hâlâ temel taşlarından biri olan Turing Testi'ni ortaya atan da oydu.
Savaş bittikten yalnızca birkaç yıl sonra, 1952'de bir erkekle ilişkisi olduğu ortaya çıkınca kendi ülkesi tarafından "ahlaksızlık" olarak görülür ve “düzeltilmesi” gereken bir suçlu ilan edilir. Hapisten kaçınmak için devlet eliyle kimyasal hadım edilmeye razı olan Turing için, bu ölüme giden yolun başlangıcı olur.
Turing'in hikâyesi yalnızca trajik değil; insanın bir devlete, topluma ve kendi zamanının ahlak anlayışına rağmen ne kadar büyük şeyler başarabileceğinin ve ardından aynı devlet tarafından cezalandırılabileceğinin neredeyse kusursuz bir örneğidir.
Böylece, ülkesini Nazilerden kurtarmaya yardım eden Turing; kendi ülkesi tarafından eşcinsel olduğu için ölümcül bir şekilde cezalandırılmış olur.
İngiliz devleti yıllar sonra onun mahkûmiyetini resmen “haksız ve ayrımcı” olarak niteledi ve 2013'te Turing'e kraliyet affı verildi. Hükümetin kendi açıklamasında, Turing'in savaş sırasında ülkenin kurtuluşuna yaptığı katkının yanı sıra modern bilgisayar bilimine bıraktığı mirası özellikle vurgulanmıştır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
yusuf.nazim1@gmail.com